Search on this blog

Search on this blog

Contact Number

0(552) 606 36 78

Gazete köşe yazımız ;

https://www.noktagazetesi.com.tr/yazarlar/uzm-klinik-psikolog-leyla-kilic/bayram-hatirladiklarimiz-hissettiklerimiz-ve-temas-ettiklerimiz-366322

Bayramlar yalnızca kutlanan günler değildir; zihnin derinliklerinde saklı olan duyguların yeniden hatırlandığı, hissedildiği ve insanın kendiyle temas ettiği zamanlardır.

Bayramlar çoğu zaman neşe, birlik ve paylaşım ile tanımlanır. Ancak insanın iç dünyası, bu kadar tek boyutlu değildir. Psikolojik açıdan bakıldığında bayram, yalnızca sosyal bir etkinlik değil; duygusal hafızayı aktive eden güçlü bir ritüeldir. İnsan zihni tekrar eden deneyimleri anlamlandırma eğilimindedir. Bu nedenle her bayram, sadece o güne ait bir yaşantı olarak kalmaz; geçmiş bayramların duygusal izlerini de beraberinde getirir.

Nöropsikolojik çalışmalar, koku, ses ve mekân gibi uyaranların epizodik hafızayı tetiklediğini göstermektedir. Bayramlarda karşılaştığımız benzer uyaranlar — aynı yemekler, benzer ortamlar, tanıdık yüzler — zihinde kayıtlı anıları yeniden canlandırarak geçmişi bugüne taşır.Bu nedenle bayram sabahı hissedilen duygu, çoğu zaman yalnızca bugüne ait değildir. Geçmiş deneyimlerin bir yankısıdır.

Psikodinamik kurama göre bastırılan her duygu, uygun koşullar oluştuğunda yüzeye çıkar. Bayramlar, günlük yaşamın hızının yavaşladığı ve kişinin kendisiyle daha fazla temas ettiği zamanlar olduğu için, bu duyguların görünür hale gelmesi oldukça doğaldır.

Özellikle tamamlanmamış yas süreçleri, çözümlenmemiş ilişkisel çatışmalar ve ifade edilmemiş duygular bu günlerde daha belirgin hissedilebilir.

Bağlanma kuramına göre erken dönem ilişkiler, bireyin duygusal dünyasını şekillendirir. Çocuklukta bayramın nasıl deneyimlendiği — güvenli, sıcak ve kapsayıcı ya da mesafeli ve eksik — yetişkinlikteki bayram duygusunu doğrudan etkiler. Bu nedenle bazı insanlar bayramı huzur ve aidiyetle yaşarken, bazıları için bu günler açıklanması zor bir sıkışma ya da yalnızlık hissi yaratabilir.

Varoluşçu psikoloji, insanın yalnızlığını temel bir gerçeklik olarak ele alır. Ancak bu yalnızlık, fark edildiğinde ve anlamlandırıldığında dönüştürücü olabilir. Bayram, tam da bu yüzden sadece “birlikte olma” hali değildir. Aynı zamanda insanın kendi iç dünyasıyla karşılaşma anıdır. Burada önemli olan, hissedilen duyguyu yargılamak değil; onunla temas kurabilmektir.

Bu bayram kendinize şu soruyu sormayı deneyin:

“Şu an ne hissediyorum ve bu duygu bana ne anlatıyor?” Cevap her zaman konforlu olmayabilir. Ama gerçek olur. Ve insan, en çok kendi duygusuyla temas edebildiği yerde dönüşmeye başlar.

Bu bayramın, her birimiz için biraz daha fark etmek, biraz daha hissetmek ve biraz daha temas edebilmek için bir alan açmasını diliyorum.

admin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *